İçeriğe geç
Sözcükte Anlam

Son güncelleme: 2026-11-01 17:06:19

Söz Öbekleri ve Anlam Olayları

Yazar hakkında

2021 yılında Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Mezuniyetimin ardından mesleğimi büyük bir tutkuyla icra etmeye devam ediyor; şu an Şanlıurfa'da Türkçe öğretmeni olarak görev yapmaktayım.

Profili görüntüle

Söz öbekleri, birden çok sözcüğün bir araya gelerek oluşturduğu anlamlı gruplardır. Deyim, atasözü, ikileme ve özdeyiş farklı özellikler taşır. Bu sözlerin anlamını bulmak için yalnız tek tek sözcüklere değil, sözün bütünüyle ne anlattığına bakılır.

Bir bakışta

·        Deyim: Bir durumu kalıplaşmış bir sözle anlatır. Atasözü: Genel gözlem veya öğüt bildirir.

·        İkileme: İki sözcükle anlamı güçlendirir. Yansıma: Ses taklidine dayanır.

·        Özdeyiş: Söyleyeni belli özlü sözdür. Söz öbeğinin anlamı cümlenin bütünüyle açıklanır.

Deyimler

Deyim, bir durumu veya davranışı çoğunlukla mecazlı ve kalıplaşmış bir sözle anlatır. “Etekleri zil çalmak” çok sevinmek; “kulak vermek” dikkatle dinlemek; “burnundan solumak” çok öfkeli olmak demektir. “Haberi alınca etekleri zil çaldı.” cümlesinde gerçek bir etek veya zil anlatılmaz.

Deyimlerin sözcükleri genellikle rastgele değiştirilemez. “Kulak vermek” yerine “kulak sunmak” demek aynı kalıplaşmış anlatımı oluşturmaz. Bununla birlikte deyimin fiili, cümleye göre çekimlenebilir: “Kulak verdi.” ve “Kulak veriyordu.” kullanımlarında deyimin temel anlamı sürer.

“Bu olay kulağına küpe olsun.” cümlesi, yaşanan olayın unutulmayan bir ders olmasını anlatır. Deyimi açıklarken hem kalıbın doğru biçimini hem de cümlede kime yöneldiğini korumak gerekir. Bazı deyimler gerçek anlamıyla da anlaşılabildiğinden, yalnız mecaz aramak yeterli değildir; kalıplaşmış kullanım da incelenir.

Açıklamalı örnekler

·        Uzun uğraşlardan sonra onun gönlünü aldı. → Kırgınlığını giderdi.

·        Arkadaşının başarısına dudak büktü. → Başarıyı küçümsedi, beğenmedi.

·        Bu zor konuda bize yol gösterdi. → Nasıl davranacağımız konusunda yardımcı oldu.

·        Söylediklerini kulağıma küpe yaptım. → Öğüdünü unutmayıp ondan ders aldım.

·        Bu kadar işi nasıl yetiştirdiğine akıl erdiremedim. → Nasıl başardığını anlayamadım.

·        Beni görünce ağzı kulaklarına vardı. → Çok sevindi.

·        Ev taşırken komşuları ona el uzattı. → Yardım etti.

·        Güzel haber hepimize ilaç gibi geldi. → Sıkıntımızı hafifletti, bizi rahatlattı.

Dikkat: “Çoğu gitti, azı kaldı.” cümle biçiminde bir deyimdir. Bu yüzden “Bütün deyimler eksik yargıdır.” denmez. Gerçek anlamı koruyan deyimler de vardır: “İyi gün dostu”, zor zamanda ortada olmayan dostu anlatır.

Atasözleri

Atasözü, toplumun uzun deneyimlerinden süzülen genel bir gözlem veya öğüttür. “Damlaya damlaya göl olur.” küçük birikimlerin zamanla büyüyeceğini; “Dost kara günde belli olur.” ise gerçek dostluğun zor zamanlarda anlaşılacağını anlatır. Atasözlerinin ilk söyleyeni genellikle bilinmez.

Deyimle atasözü arasındaki temel ayrım yalnız sözcük sayısı değildir. “Kulak vermek” bir davranışı adlandırır; “Damlaya damlaya göl olur.” tamamlanmış, genelleyici bir düşünce bildirir. “Emek olmadan yemek olmaz.” sözünde de çaba göstermeden sonuç beklenemeyeceği öğütlenir. Bir sözün cümle biçiminde olması tek başına atasözü olduğunu kanıtlamaz.

Açıklamalı örnekler

·        Ayağını yorganına göre uzat. → Harcamalarını gelirine ve imkânlarına göre düzenle.

·        Bir elin nesi var, iki elin sesi var. → Birlikte çalışmak ve yardımlaşmak işi kolaylaştırır.

·        Sakla samanı, gelir zamanı. → Önemsiz görülen bir şey ileride işe yarayabilir.

Dikkat: Atasözlerinin tamamı emir veya doğrudan öğüt biçiminde değildir. Bazıları insan davranışları ve yaşam hakkında gözlem bildirir. Kalıplaşmış sözün genel bir düşünce taşıyıp taşımadığına bakılır.

İkilemeler ve oluşumları

İkileme, anlamı güçlendirmek veya çeşitlendirmek için iki sözcüğün birlikte kullanılmasıdır. Aynı sözcüğün tekrarıyla “yavaş yavaş”, yakın anlamlı sözcüklerle “eş dost”, karşıt anlamlı sözcüklerle “iyi kötü”, biri tek başına anlam taşımayan sözcüklerle “eski püskü” gibi ikilemeler kurulur.

“İrili ufaklı taşlar” sözünde farklı büyüklükler bir aradadır. “Koşa koşa geldi.” ifadesi gelişin koşarak olduğunu vurgular. “Apar topar çıktı.” cümlesinde ise acele ve telaşlı davranma anlatılır. İkilemeler genellikle ayrı yazılır ve aralarına virgül veya kısa çizgi konmaz.

Açıklamalı örnekler

·        Yavaş yavaş yürüdü. → Aynı sözcük tekrarlanmıştır.

·        Güçlü kuvvetli biriydi. → Yakın anlamlı sözcükler birlikte kullanılmıştır.

·        İleri geri yürüdü. → Karşıt anlamlı sözcüklerle kurulmuştur.

·        Eğri büğrü bir yoldu. → İkinci sözcük bu kullanımın dışında bağımsız bir anlam taşımaz.

·        Abur cubur yemeyi azalttı. → Sözcükler bu anlamı birlikte kazanır.

·        Kapı tak tak vuruldu. → Yansıma sözcüğün tekrarıyla kurulmuştur.

Dikkat: “Ev mev” gibi m sesiyle kurulan ikilemeler de ayrı yazılır. “Bembeyaz” ve “tertemiz” ise pekiştirme sözcükleridir; ikileme gibi ayrı yazılmaz.

İkileme ile pekiştirmenin farkı

“Bembeyaz” tek sözcüktür ve beyazlığın güçlü oluşunu belirtir. “Beyaz beyaz bulutlar” ise sözcük tekrarına dayanır. Aynı biçimde “sapsarı” ile “sarı sarı” aynı yapıda değildir. Anlamı güçlendirmeleri, yazılışlarının da aynı olduğu anlamına gelmez.

Yansıma sözcükler

Yansıma sözcükler, doğadaki seslerin taklidinden oluşur. Şırıl, tak, vız ve pat ses taklitleridir. Bunlardan şırıltı, tıkırtı, vızıldamak ve patlamak gibi sözcükler türeyebilir. “Kapı tak diye kapandı.” cümlesinde tak, duyulan ani sesi yansıtır.

Bir sözcüğün ses çıkaran bir olayda kullanılması, onu kendiliğinden yansıma yapmaz. “Kapı kapandı.” cümlesindeki kapı sözcüğü ses taklidi değildir. “Pırıl pırıl” gibi parlaklığı anlatan sözlerde de doğrudan taklit edilen bir ses yoktur. Yansıma ile ikileme aynı başlık değildir: “Şırıl şırıl” hem yansıma seslerden oluşur hem tekrar yoluyla ikileme kurar.

Açıklamalı örnekler

·        Arının vızıltısı duyuldu. → Vız sesinden türemiştir.

·        Dereden şırıltı geliyordu. → Su sesini taklit eder.

·        Bebek mırıl mırıl sesler çıkarıyordu. → İşitilen ses taklit edilmiştir.

·        Deniz masmavi görünüyordu. → Renk bildirir; ses taklidi olmadığı için yansıma değildir.

Özdeyişler

Özdeyiş, bir düşünceyi kısa ve etkili biçimde dile getiren, söyleyeni belli özlü sözdür. Atasözünün topluma mal olmasıyla özdeyişin belirli bir kişiye ait olması temel ayrımdır. Her kısa ve etkileyici sözün özdeyiş sayılması veya ünlü bir kişiye bağlanması doğru değildir. Özdeyiş örneği olarak aktarılacak sözün kaynağı ve söyleyeni doğrulanmalıdır.

Açıklamalı örnekler

·        “Yurtta barış, cihanda barış.” — Mustafa Kemal Atatürk. → Barışı kısa ve etkili biçimde dile getiren, söyleyeni bilinen özlü sözdür. Söz, Atatürk Araştırma Merkezinin Barışçılık açıklamasında yer alır. Atasözünden farkı, belirli bir kişiye ait olmasıdır.

Söz öbeklerinin cümleye kattığı anlam

“Hava durumunu göz önünde bulunduralım.” cümlesinde göz önünde bulundurmak, bir şeyi fiziksel olarak gözün önüne koymak değil, hesaba katmaktır. “Elinden geleni yaptı.” sözü de bir kişinin gücünün yettiği bütün çabayı gösterdiğini anlatır. Anlamı belirlerken grubun tamamı okunur ve cümlede hangi durumu karşıladığı açıklanır.

Söz öbeklerini ve anlam olaylarını ayırt etme

Örnek

Tür veya özellik

Açıklama

Kulak vermek

Deyim

Dikkatle dinlemeyi anlatan kalıplaşmış sözdür.

Damlaya damlaya göl olur.

Atasözü

Küçük birikimler hakkında genel bir düşünce bildirir.

Yavaş yavaş

İkileme

Aynı sözcüğün tekrarıyla kurulmuştur.

Şırıl şırıl

Yansıma ve ikileme

Ses taklidi, tekrar yoluyla güçlendirilmiştir.

Bembeyaz

Pekiştirme

İkileme değil, bitişik yazılan pekiştirilmiş sözcüktür.

 

Söz öbeğini anlamı bozmadan açıklama

“Bu öneriyi rafa kaldırdılar.” sözünde öneri, fiziksel bir rafa konmuş değildir; uygulanması ertelenmiş veya gündemden çıkarılmıştır. “Yazar, geçmişin izini sürüyor.” cümlesinde ise geçmişteki olayları araştırmak anlatılır. Açıklama, söz grubunun cümledeki görevine uygun biçimde yerine getirildiğinde düşünce değişmemelidir.

Başvuru kaynakları

Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük ve Yazım Kılavuzu; Millî Eğitim Bakanlığı, Türk dili ve edebiyatı ders materyalleri.

Bu konuyla çalışmaya devam et

Konu merkezine git →
Ders notuTüm sınıflar

Anlam Türleri

Anlam türleri, sözcüklerin cümlede kazandığı anlamları ve karşıladığı özellikleri gösterir. Temel, yan, mecaz ve terim anlamı belirlemek için sözcüğün